‘Reputation Talks: Liderlerin Ajandası’

Liderlerin Ajandası’nın bugünkü konuğu Sagra Grup CMO’su Aslı Eren Şengezer

Tadelle’nin köklü mirasının OYAK ve Sagra Grup gibi güçlü bir çatıyla birleşmesi, markanızın kurumsal itibarını nasıl boyutlandırdı? Bu dev yapının, Tadelle’nin genel itibar yönetimi stratejilerine sunduğu vizyoner katkıyı nasıl özetlersiniz?

Tadelle’nin bugün sahip olduğu güçlü itibarın temelinde, yaklaşık yarım asırdır tüketicisiyle kurduğu güven ilişkisi yatıyor. Yıllar boyunca değişmeyen lezzeti, gerçek çikolata deneyimi ve fındık uzmanlığı sayesinde yalnızca güçlü bir marka değil, tüketicinin hayatında duygusal karşılığı olan bir değer haline geldi.

OYAK’ın kurumsal gücü ve uzun vadeli yatırım vizyonu ile Sagra’nın 90 yıla yaklaşan üretim ve fındık uzmanlığının birleşmesi ise bu güçlü mirası geleceğe taşıyacak çok Güçlü ve Sürdürülebilir bir yapı oluşturdu.

Biz bu birlikteliği yalnızca ölçek büyüten bir organizasyon yapısı olarak görmüyoruz. Aynı zamanda inovasyona yatırım yapabilen, kalite standartlarını sürekli geliştiren, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen ve uluslararası rekabet gücünü artıran stratejik bir dönüşüm olarak değerlendiriyoruz.

Bugün üretim altyapısından Ar-Ge yatırımlarına, dijital dönüşümden dağıtım ağımıza kadar birçok alanda önemli bir gelişim içerisindeyiz. Bu yatırımlar yalnızca operasyonel verimlilik sağlamıyor; aynı zamanda tüketicinin Tadelle’den beklediği kaliteyi her temas noktasında sürdürülebilir hale getiriyor.

Marka itibarı aslında verilen sözün her gün yeniden tutulmasıdır. OYAK ve Sagra’nın sağladığı güçlü kurumsal yapı sayesinde biz bu sözü çok daha güçlü bir şekilde yerine getirebiliyoruz.

Bugün geldiğimiz noktada Tadelle’nin özü aynı kalırken, markanın büyüme kapasitesi, inovasyon gücü ve uluslararası vizyonu önemli ölçüde genişledi. Biz bunu geçmişi koruyan ama geleceği inşa eden bir dönüşüm olarak görüyoruz.

Tadelle, sadece bir lezzet değil, nesilleri aşan çok güçlü bir duygusal kariyere ve “itibar mirasına” sahip. Z kuşağı gibi yeni nesillerin marka beklentilerini karşılarken, bu köklü itibar mirasını dinamik ve güncel tutmak için nasıl bir iletişim stratejisi benimsiyorsunuz?

Güçlü markalar yalnızca uzun geçmişe sahip oldukları için değil, her nesille yeniden bağ kurabildikleri için kalıcı olurlar.

Bugün bizim en önemli önceliğimiz, Tadelle’nin yıllardır oluşturduğu güveni ve duygusal bağı yeni nesiller için de anlamlı kılmak.

Çünkü Z kuşağı markaları yalnızca ürün performansıyla değerlendirmiyor. Markanın kültürel olarak güncel olmasını, samimi davranmasını, kendisiyle aynı dili konuşmasını ve tüketiciyle gerçek bir ilişki kurmasını bekliyor.

Bu nedenle iletişim stratejimizi “köklerimizden aldığımız güveni bugünün diliyle yeniden anlatmak” üzerine kuruyoruz.

Tadelle’nin gerçek çikolata deneyimi, bol fındıklı özgün reçetesi ve ikonik kırmızı marka kimliği değişmiyor. Ancak bu değerleri anlattığımız mecra, içerik ve iletişim dili sürekli gelişiyor.

Hayatın Tadı Elinde platformumuz, yapay zekâ destekli Mutlu Kırmızı dünyamız, sosyal medyada tüketiciyle kurduğumuz çift yönlü iletişim ve yeniden yorumladığımız Fiiller Kampanyası bu yaklaşımın en somut örnekleri.

Biz sosyal medyayı yalnızca içerik yayınladığımız bir kanal olarak görmüyoruz. Aynı zamanda tüketicimizi dinlediğimiz, onunla birlikte içerik ürettiğimiz ve marka kültürünü birlikte geliştirdiğimiz yaşayan bir ekosistem olarak görüyoruz.

Aslında yaptığımız şey oldukça net. Markamızın özünü değiştirmeden, her kuşağın Tadelle’de kendinden bir parça bulabileceği yeni bir anlatım dili oluşturuyoruz.

Çünkü sürdürülebilir marka itibarı, geçmişi korurken geleceğin tüketicisiyle de güçlü bağ kurabilmekten geçiyor.

Tüketiciler, Tadelle’nin bol fındıklı özgün reçetesinden ve alıştıkları premium kalitesinden asla taviz vermediğini biliyor. Markanızın bu tavizsiz duruşunu, tüketiciye verilmiş sarsılmaz bir “itibar taahhüdü” olarak nasıl konumlandırıyorsunuz?

Bizim için itibar, markanın söylediği ile tüketicinin yaşadığı deneyim arasındaki tutarlılıktır.

Dolayısıyla Tadelle’nin tüketiciye verdiği en büyük söz; her satın almada aynı kaliteyi, aynı lezzeti ve aynı güveni sunabilmektir.

Premium kaliteyi yalnızca kullanılan ham maddeyle tanımlamıyoruz. Premium olmak; fındığın seçiminden kavurma süreçlerine, gerçek çikolatanın üretiminden ambalajlamaya, kalite kontrollerinden rafa ulaşana kadar tüm değer zincirinin aynı titizlikle yönetilmesi anlamına geliyor.

Bugün doğal vanilya kullanıyor olmamız, şeker pancarından elde edilen şekeri tercih etmemiz, ürünlerimizde trans yağ ve glikoz-fruktoz şurubu olmaması yalnızca teknik tercihler değil; tüketicimize verdiğimiz kalite sözünün bir parçası.

Çünkü tüketici Tadelle satın aldığında yalnızca bir çikolata almıyor. Çocukluğundan tanıdığı bir lezzeti, kendine ayırdığı küçük bir mutluluk anını ve markaya duyduğu güveni satın alıyor. Bu nedenle ürünümüzde aldığımız her karar aslında marka itibarına yaptığımız bir yatırım.

İnovasyonu da bu bakış açısıyla ele alıyoruz. Yeni ürünler geliştiriyoruz, farklı formatlara giriyoruz, yeni tüketim ihtiyaçlarına cevap veriyoruz; ancak bunu yaparken Tadelle’nin yıllardır oluşturduğu kalite algısını referans almaya devam ediyoruz.

Ürün değişebilir, ambalaj değişebilir, tüketim alışkanlıkları değişebilir. Ancak Tadelle’yi Tadelle yapan kalite anlayışı değişmez. Bunun da markamızın en güçlü rekabet avantajı olduğuna inanıyoruz.

Türkiye İtibar Endeksi (TİE) sonuçlarına göre ‘Bisküvi, Şekerleme ve Çikolata Sektörünün En İtibarlı Markası’ olarak zirvede yer alıyorsunuz. Tüketici nezdinde verilerle tescillenen bu itibarı; üretimden rafa, çalışanlarınızdan tedarikçilerinize kadar uzanan geniş ekosisteminizde nasıl yönetiyorsunuz?

Türkiye İtibar Endeksi’nde sektör lideri olmak bizim için son derece değerli.

Ancak biz bu sonucu bir ödül olarak değil, tüketicimizin bize duyduğu güvenin bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. İtibar hiçbir zaman yalnızca iletişim kampanyalarıyla oluşmuyor. Gerçek itibar, tüketicinin markayla temas ettiği her noktada aynı kaliteyi ve aynı deneyimi yaşayabilmesiyle oluşuyor. Bu nedenle biz itibarı şirketimizin tüm değer zinciri boyunca yönetiyoruz.

Süreç hammaddenin seçiminden başlıyor.

Fındığın kalitesinden üretim standartlarına, tedarikçilerimizle kurduğumuz uzun vadeli iş birliklerinden çalışan deneyimine, satış noktalarındaki görünürlüğümüzden tüketici geri bildirimlerine kadar tüm süreçleri aynı kalite anlayışıyla yönetiyoruz. Tüm çalışanlarımızı da bu sistemin merkezinde görüyoruz. Çünkü marka değerini tüketiciye ulaştıran en önemli unsur kurum kültürü.

Kalite kültürünü, etik çalışma anlayışını, sürekli gelişimi ve ortak sorumluluk bilincini tüm organizasyonumuzun temel çalışma prensibi olarak benimsiyoruz.

Aynı yaklaşımı iş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz için de sürdürüyoruz. Bizim için güçlü marka itibarı, güçlü bir ekosistem yönetiminin sonucudur. Dolayısıyla Türkiye İtibar Endeksi’nde elde ettiğimiz liderliği geçmişin başarısı olarak değil; her gün yeniden hak edilmesi gereken bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Gelenekselleşmiş gücünüzü, güncel beklentilere uygun yeni nesil inovasyonlarla (şekersiz alternatifler, farklı formlar) zenginleştiriyorsunuz. Sagra ve OYAK vizyonuyla, 2026 ve sonrası için Tadelle’nin sektördeki “itibar liderliğini” sürdürülebilir kılacak yeni hedefleriniz nelerdir?

2026 ve sonrasına baktığımızda önceliğimiz çok net: Tadelle’nin yıllardır sahip olduğu güçlü marka sermayesini yeni büyüme alanlarıyla desteklemek. Bugün tüketici beklentileri her zamankinden daha hızlı değişiyor. Biz de bu değişimi yalnızca takip eden değil, yön veren markalardan biri olmayı hedefliyoruz.

İnovasyonu mevcut ürünlerimizi değiştirmek olarak değil, Tadelle deneyimini daha fazla tüketim anına taşımanın bir yolu olarak görüyoruz. Şeker ilavesiz alternatiflerden yeni çikolata ve gofret çeşitlerine, farklı gramajlardan yeni kullanım alanlarına kadar portföyümüzü bu anlayışla geliştiriyoruz.

Bunun yanında üretim teknolojilerine, otomasyona, dijitalleşmeye ve veri analitiğine yaptığımız yatırımlarla hem operasyonel mükemmeliyetimizi artırıyor hem de tüketicimizi daha iyi anlayan daha çevik bir organizasyon yapısı oluşturuyoruz.

Sürdürülebilirliği ise yalnızca çevresel bir konu olarak ele almıyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik; kaliteli üretim, sorumlu tedarik, çalışan gelişimi, enerji verimliliği, yerel ekonomiye katkı ve uzun vadeli değer yaratmanın bütünüdür.

İletişim tarafında ise yapay zekâ ve veri analitiğini, tüketicimizi daha iyi anlayan ve ona daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunan bir iletişim yaklaşımının parçası olarak kullanmaya devam edeceğiz. Ancak teknoloji hiçbir zaman markamızın merkezindeki insani bağı değiştirmeyecek.

Tadelle’nin temelinde her zaman samimiyet, mutluluk, paylaşım, kendini ödüllendirme ve gerçek çikolata deneyimi olacak.

Uzun vadeli hedefimiz ise yalnızca Türkiye’nin en sevilen çikolata markalarından biri olmak değil; Türk fındığını ve Tadelle’nin premium marka deneyimini uluslararası pazarlarda çok daha güçlü temsil eden global bir marka haline gelmek.

Bizim için sürdürülebilir itibar liderliği; yalnızca bugün en çok güvenilen marka olmak değil, gelecekte de aynı güveni hak edecek kararları bugünden alabilmektir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.